Ankara Günlükleri II: Atatürk Bulvarı II. Etap

Geçtiğimiz haftalarda Ankara Günlüklerinde 1. Etabı yürümüştüm. Sabah erken saatlerde Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nden başlayarak sırasıyla Zübeyde Hanım Lisesi, Ankara Olgunlaşma Enstitüsü, TRT Ankara Radyosu ve Türk Hava Kurumu binasına gördükten sonra Talat Paşa Bulvarından sağa saparak Namazgah Tepesinde yer alan Resim Heykel Müzesi, Etnografya Müzesini gezdim. Ardından Ankara Lisesi ve Türk Ocağı Caddesi’nin sonunda yer alan Türk Tarih Kurumu binasını gezdim.

İkinci etap için ise uygun bir vakit kolluyordum. Talat Paşa Bulvarı ile Atatürk Bulvarının kesiştiği yerdeki Türk Hava Kurumu binasında kaldığım yerden devam etmek üzere bir cumartesi sabah saatlerinde yola koyuldum.

2. Etabın ilk durağı günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak hizmet veren Ulus’taki bina. Dışişleri Bakanlığı binası olarak hizmet vermiş uzun süre. Şimdilerde Kültür ve Turizm Bakanı makamı ve Telif Hakları Genel Müdürlüğü yer alıyormuş. 500 metre gerideki Resim Heykel Müzesine inanılmaz benziyor. Buranın mimarı da Arif Hikmet Koyunoğlu. Tıpkı Resim Heykel Müzesi ve Etnografya Müzesi gibi. I. Ulusal Mimarlık Akımı eserlerinden.

Kültür ve Turizm Bakanlığı

Günümüzde bakanlık binası olarak hizmet verdiği için içeri girmek mümkün değil. Güvenlikler ara ara kulübesinden çıkıp yokluyorlar. Belki bir gün içini de gezerim diyerek çok dikkat çekmeden dışarıdan izlemekle yetiniyorum. Binanın arka tarafı Ankara’da ikinci elcileriyle meşhur itfaiye meydanı. Buraya daha sonra tekrar gelirim diyerek yoluma devam ediyorum.

İkinci durağım Vakıf Eserleri Müzesi. Yukarıdaki fotoğrafta sağda eski Dışişleri Bakanlığı binası olan şimdiki Kültür ve Turizm Bakanlığı binası yer alıyorken solda da Vakıf Eserleri Müzesi bulunuyor. Bu fotoğrafın daha uzaktan çekilmişi ise aşağıda. Eski halinde en soldaki (önde) küçük bina şimdilerde yok. Ne binasını olduğunu öğrenemedim. Bir apartmana benziyor. Öte yandan Atatürk Bulvarı’nın sakinliğine bakar mısınız? Sanırım yol da asfalt değil. Toprak olabilir. Ağaçlar yeni dikilmiş. Yolun karşı tarafı tam olarak görünmese de, görünen kısmıyla bomboş olduğunu söylemek mümkün. Günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı binasının karşısında bulunan Büyük Tiyatro binası fotoğrafın çekildiği dönemde bulunmuyor kuvvetle muhtemel. Soğuk bir Ankara gününde çekilmiş olmalıki yol kenarında yürüyen insanların üzerinde palto benzeri uzun kollu giysiler mevcut. Bulvar oldukça dar. Genişletilmemiş henüz. Zira trafik diye bir dert yok.

Vakıf Eserleri Müzesine giriş ücretsiz. İçeride anadolunun çeşitli yerlerinden getirilmiş üzeri işlemeli ahşap kapı, pencereler, envai çeşit halı vb. eserler yer alıyor. Bir hafta sonu gezilebilir. Ben beğendim. Sanat Tarihi uzmanı biriyle tekrar gelmek isterim ama. Zira içerideki eserlerin bolca hikayesi vardır kesin. O halıların üzerindeki işlemeler enfes. Müzecilik anlamında da oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim.

Aşağıdaki fotoğrafta ise Vakıf Eserleri Müzesi ve hemen solundaki Melike Hatun Camii bulunuyor.

Melike Hatun I. Murad döneminde yaşamış hayırsever bir kadın. Türbesi camiinin yakınlarındaki Taşçılar Sokak’ta bulunuyor. Sizi bilmem ama ben bu camiinin görünüşünü nedense sevemedim. Mimarisi de hoşuma gitmedi. Hiç bir estetiği yok gibi. Dümdüz bir camii. Hatta apartmana benziyor.

Melike Hatun Türbesi

Buradan çıktıktan sonra Adnan Saygun Caddesini geçerek PTT Pul Müzesi‘ne ilerliyorum. Ankara’da en sevdiğim yerlerden biri. Cumhuriyet döneminde bir çok kamu binasının mimarı olan Clemens Holzmeister tarafından inşa edilen bina 1934 yılında Emlak ve Ertam Bankası olarak hizmete başlamış. 2013 yılında memleketin ilk ve tek pul müzesi olarak yeniden hizmete açılmış. Burayı gezdikten sonra bir filatelist (pul koleksiyoncusu) olmak isteyebilirsiniz. Şöyle bir düşünmedim değil. Ama sonra vazgeçtim. Madeni para koleksiyonculuğu daha cazip geliyor.

Müzede bir de kahvaltı hizmeti bulunuyor. Çok vaktim olmadığı için yapamadım ama bir gün mutlaka gelip bir kahvaltısını yapacağım. Güzel bir ambiyansı var. Tavsiye ederim. Ankara’da en başarılı bulduğum iki müzeden biri. (Diğeri Abidinpaşa Müzesi)

Clemens Holzmeister ismini unutmayalım. Ankara’da bir çok yerde karşınıza çıkar. Halen kullanılmakta olan Meclis Binası (III. Meclis Binası), Çankaya Köşkü, Güvenpark Anıtı, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Yargıtay binaları en önemli eserleri arasında yer alıyor.

Pul Müzesi’nden sonraki durağım hemen yan taraftaki Yunus Emre Enstitüsü. Ama oraya geçmeden Pul Müzesinin hemen karşısındaki eski Osmanlı Bankası olan Garanti Bankası’nın binasından söz etmek istiyorum. Atatürk Bulvarı ile İstanbul Caddesinin kesişiminde yer alan bina 1926 yılında İtalyan Mimar Giulio Mongeri‘nin eseri. 200 metre yanındaki Ziraat Bankası Binasını ve yolun karşı tarafındaki Yunus Emre Enstitüsü’nün de mimarı yine Giulio Mongeri. Üçü de Birinci Ulusal Mimarlık Akımını’nın en güzel örneklerinden. Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın karakteristik özellikleri çok hoşuma gidiyor. Gerek İstanbul’da gerek Ankara’da gördüğüm örnekleri çok zarif ve izlemeye doyamayacağım türlerden.

Gelelim Yunus Emre Ensitüsü’ne. İtalyan mimar Giulio Mongeri tarafından Tekel Başmüdürlük binası olarak yapılmış. Kubbeli yapısıyla Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın diğer örneklerinden ayrılıyor. 2009 yılından itibaren Yunus Emre Ensitüsü’nün Genel Merkezi olarak kullanılıyor.

Yunus Emre Ensitüsü’nden sonraki durağım Kediseven Sokağı’nın diğer yüzünde yer alan Ulus Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi oluyor. Osmanlı Bankası (Garanti Bankası) binasının tam karşısında PTT Pul Müzesi yer alırken, Ziraat Bankası Binasının karşısında da Ulus Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yer alıyor. Liseye geçmeden önce hemen karşıdaki Ziraat Bankası binasına bakıyorum. Ne kadar estetik ve güzel bir bina. Banka binasından çok hükümet binasına benziyor. Ankara Günlükleri şimdilik dışarıdan binaları izlemekle geçiyor. İleride fırsat buldukça teker teker iç mekanları da gezeceğim.

Ziraat Bankası Binası

Ulus Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin Atatürk Bulvarı üzerindeki girişi kapalı olduğu için Sanayi Caddesi üzerindeki girişini kullanıyorum. Bunun için PTT Genel Müdürlük binasının bulunduğu Şehit Teğmen Kalmaz Caddesi’nden içeri girerek Sanayi Caddesine çıkıyorum. Yol üzerinde PTT Genel Müdürlük binasının yanı sıra PTT’nin bir de ek binası gözüme ilişiyor.

Sanayi Caddesine vardığımda yol üzerindeki dükkanların ağırlıklı olarak elektrik ve aydınlatma dükkanları olduğunu görüyorum. Caddenin konsepti bu sanırım diyerek Ulus Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin girişine doğru yöneliyorum. Lisenin iç avlusuna girer girmez buram buram teknik lise kokusu aldığımı söylemeliyim. Sınav gününe denk geldiğim için turum kısa sürüyor burada. İsmet Paşa vakti zamanında burayı ziyaret ettiğinde çok beğenmiş.

Buradan sonra aslında Atatürk Bulvarı üzerindeki gezim bitmişti aslında ama dönüş yoluna geçmeden önce çevrede görülecek herhangi bir yer var mı diye haritada baktığımda gözüme Kar Yağdı Türbesi çarpıyor.

Kar Yağdı Türbesi

Sokak arasında küçücük bir türbe. İçerideki kabir bir kadına ait. Efsaneye göre sıcak bir Ankara gününde canı kar çekmiş. Ertesi gün kar yağmış ve dayanamayıp yemiş. Daha sonra hastalanmış ve ölmüş. Kar Yağdı Türbesini de gördükten sonra arka sokaklarda biraz daha dolaşarak dönüş yoluna geçiyorum. Bu kısımlardan da bir kaç fotoğraf karesi bırakarak II. Etap yazısını sonlandırmış olayım. Bir sonraki etapta Atatürk Bulvarı üzerinde kaldığım yerden devam edeceğim.


Göçebe Gezmen sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

gocebegezmen Avatar

Published by

Categories:

Yorum bırakın