Hasan Dağı’nda Bir Pazar Kış Faaliyeti

Geçtiğimiz günlerde Erciyes Dağı’nda kış faaliyeti (kamplı) için niyetlenmiştim ama son dakika iptal etmek durumunda kalmıştım. Bunca yoğunluğun arasında koca bir hafta sonunu kapatmakta mesele tabi benim için. Öte yandan istediğim düzeyde olmasa da dağcılık faaliyetlerim, hayatın monoton koşuşturmacası içerisinde tamamen kopmak istemiyorum. Bu yüzden tercihen kampsız olan faaliyetlere yöneliyorum daha çok.

Hasan Dağı bu anlamda ideal. Helvadere’de Kar Beyaz Otel’den başlıyor tırmanış. Otel dediğime bakmayın. Şimdilerde oldukça bakımsız. Bu halini görünce üzülüyorum. Çok güzel bir dağ evi olurdu aslında buradan. Neyse, konumuza dönecek olursak; Bir cumartesi akşamı beş kişi Ankara’dan yola çıktık. Cumartesi günü öğlen evde uyuma fırsatım olmadığı için araçta uyumaya çalıştım. Uyudum da aslında ama sanırım yetmedi.

Yaklaşık 4 saatlik bir yolculuğun ardından Kar Beyaz Otel’e vardığımızda saat sabaha doğru 2’ye geliyordu. Dışarısı buz gibi. -10 gösteriyor hava durumu. “Burası böyleyse yukarı kim bilir nasıldır” diye geçiriyorum içimden. Aracın içerisinde bir müddet bekledikten sonra 3’ü çeyrek geçe tırmanışa başladık. Tırmanışa başlayan tek ekip biz değildik tabi. Gebze ve İstanbul’dan ekipler de oradaydı. Gebze ekibi bizden önce başladı tırmanışa. Sayıları kalabalık olduğu için olabildiğince erken başlamak onlar için daha iyi. Nispeten yavaş hareket edecekler çünkü. Öte yandan özellikle kış tırmanışlarında en önde giden ekip biraz dezavantajlıdır. Çünkü kar çiğnenmemiştir ve ilk çiğneyen ekip o ekiptir. İz aça aça ilerlerken geriden gelenler için tırmanış nispeten daha kolaydır. Biz geride başlasakta hızlı hareket ettiğimiz için kısa bir süre içerisinde en öne geçtik. İz açan ekip olduk. Arkamızdan Gebze ve İstanbul ekipleri gelirken, aralarda da ikili-üçlü bireysel gruplar vardı.

Tırmanışı Yılankar rotasından yapacaktık. Hava -20’lerdeydi. Hissedilen daha fazla tabi. Balaklavayı azıcık aşağıya indirdiğimde burnum sızlıyordu soğuktan. Ama soğuktan daha kötüsü rüzgar olabilirdi. Zira Hasan Dağı gibi bir dağın en bilinen özelliği rüzgar. Allah’tan biz şiddetli bir rüzgara denk gelmedik. Rotanın en zor kısmı ise kulvarın başladığı kısım. Burada eğim fazla ve genellikle kar birikmiş oluyor.

Tırmanış aslında benim için iyi geçiyordu. Her ne kadar uykusuzluk biraz zorlasa da motivasyonum yerindeydi. 2700 metreye yükseldiğimizde batan kar ve soğuk hava olumsuz etkilemeye başladı. Batonumda kar paleti olmadığı için her adımım da daha çok battım karın içine. Parmak uçlarımın uyuşmaya başladığını hissettim bir süre sonra. Üstüne bir de bastığım yerde ayak bileğimin burkulması ile geri dönme kararı aldım. Kulvardaki biriken batar kar, krampon takmak için eldivenleri çıkaracak olmam, yine kulvarda kullanacağım kazmanın direkt soğuğu geçirecek olması ve kulvardan sonra zirve sırtına çıkarkenki yiyeceğim rüzgar geri dönme kararım da etkili olan diğer sebepler oldu. O sıra benzer problemleri yaşayan bir ekip arkadaşım da benimle birlikte geri dönme kararı aldı. Kalan 3 kişi faaliyete devam ederken, biz geri döndük.

Geçenlerde bir yazımda bahsetmiştim. Dağcılığın hayatıma en büyük katkılarından biri buydu aslında. Gerektiğinde vazgeçebilmeyi bilmek. Bir yandan da vazgeçmene sebep olan koşulları değerlendirmek. Ankara’ya döndüğümde ilk işim batonları değiştirmek oldu. Dağcı dostlarımın evlatlık diye adlandırdığı Leki Khumbu SpeedLock model batondan aldım. Önümüzdeki pazar günü ilk denememi yapacağım. Bir başka çözmem gereken problem ise eldiven. Dağda eller ve ayaklar kesinlikle çok önemli. Bütün tırmanışı eziyete dönüştürebilir.

Hasan Dağı

Göçebe Gezmen sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

gocebegezmen Avatar

Published by

Categories:

Yorum bırakın