Ankara Diye İnsanlar Vardır
Dost Kitap evinde dolaştığım günlerden birinde rafta gördüğüm bir kitap ilgimi çok çekmişti. ‘Ankara Diye İnsanlar Vardır’.
Ankara’da yaşamayı ne kadar sevdiğim tüm çevremce malumdur. Hal böyle olunca kitabın ismi ilk dakikadan itibaren beni alıkoydu rafın başında. Kitabı elime alıp bir kaç sayfa arşınladım. 9. sayfadaki önsözünün bir kısmını okuduğumda hemen kasaya yöneldim. Oracıkta içime işledi kitap. Okuduğum kısım şöyleydi;
” Bir başka şehri sorun insanlara… Aklınıza ilk gelen nedir diye… Kimisi önce yemekleri söyler, kimisi kalesini, camisini, gölünü, iklimini… Herkes kendi doğduğu şehrin en güzel yanını anlatır. İstanbul deyin mesela; denizi, Boğaz’ı, eflatun renkli erguvanları söylerler. O yüzden insanlar hep yüzlerini denize dönerek otururlar orada. Ordu yeşil Ordu’dur, Giresun fındıktır, Adana portakal ve kebaptır, Sivas Çifte Minare’dir, Urfa Balıklı Göl’dür; böyle uzar gider. Oysa Ankara bir “his”tir. İlkin değer yargıları ve insanlar gelir aklınıza. Milli Mücadele gelir. İnanç gelir. Umut gelir. Yok oluşun, tükenişin üzerine yeniden doğan güneş gelir. “O” gelir. Mustafa Kemal Paşa. Cumhuriyet gelir. Vefa gelir. Dostluk gelir…“
Normal şartlarda bir kitaba başlamadan önce kitap hakkında ve yazar hakkında biraz araştırma yaparım. Okunacaklar Listem’e olabildiğince bağlı kalmaya çalışırım ama bu sefer istisna yaptım. Yazarı da daha önce hiç duymamış olmama rağmen okumaya başladım. İlk başlarda aslında kitabın gidişatından Ankara’yı sokak sokak anlatan bir eser bekliyordum. Okudukça bir anı kitabı olduğunu anladım.
Fırsat buldukça internetteki hiç tanımadığım insanların kişisel bloglarını okurum. Haftalık rutinlerim arasında bazı takip ettiğim blogları ziyaret etmek var. Yeni yazı yazmışsa blog sahibi, mutlaka okurum. Yazmamışsa eski yazılarına bakarım. İşte Bige Güven Kızılay’ın Ankara Diye İnsanlar Vardır kitabı, bana yazarın kişisel blogunu okuyormuşum gibi bir hissiyat yarattı. Üstelik o da benim gibi Dost Kitapevinde rafların arasında vakit geçirmeyi çok seviyormuş. Bende o vakitlerden birinde rafların arasında denk gelerek aldım kitabını.
Yazar kitapta 90’lı yıllara geldiğinde, kendi çocukluğumdan da bir şeyler bulmaya başladım. Günümüze yaklaştıkça da daha eski dönemlerde Ankara’da yaşamayı diledim içimden. Keşke insanların gazeteyi sadece kağıttan okuyabildiği dönemlerin insanı olsaydım.
Kitabı bitirdiğimde yazarın kitapta bahsettiği bir çok kişiyi tanıyor gibiydim. Mutlu geçmiş bir ömrün bir kısmını oldukça samimi duygularla 350 sayfada çok güzel anlatmış Bige hanım. Sadece sondaki fotoğrafları kitabın içine serpiştirmesini isterdim. Genç Kızlar ve Kadir Amcalar’dan bahsederken hemen altta fotoğraflarını görmek isterdim.
Ankara Diye İnsanlar Vardır kitaplıkta yerini alırken yazarın Kehribar Zamanında Aşk adlı romanını da okunacaklar listeme eklemeye karar verdim. Ama biraz bekleyecek. 🙂

Yorum bırakın